Ezcümle, eğer ki ABD hakikaten yeni bir güvenlik doktrinine geçiyorsa, bu durum Türkiye’nin “stratejik otonomi” arayışına belirli bir alan açabilir. Öte yandan Türkiye’yi, Batı ile kurumsal bağları zayıflamış, tamamen “al-ver”e dayalı (transactional) ve kuralsız bir ilişki ağının içine de itebilir.
Ortadaki tablo nettir: Bugünün iklimine rekabet hâkimdir. Gerek Türkiye-Yunanistan ilişkilerindeki tarihsel gerilim, gerek Ankara-Brüksel hattındaki sürtüşmeler, gerekse Doğu Akdeniz’in karmaşık siyasi denklemleri; tamamlayıcı bir mimarinin kendiliğinden oluşmasına şimdilik izin vermemektedir.
Sonuç olarak Ukrayna Savaşı, bizlere hibrit savaşın sınırlarını gösteriyor. 2014’te Kırım’da başarı getiren hibrit savaş taktikleri, geniş çaplı askeri müdahalede aynı etkiyi gösteremedi.