Köşe Yazıları

Uluslararası Hukukta Özel Askeri Şirketlerin Durumu

Emir Abbas GÜRBÜZ 26 September 2023 5 dk okuma 13 görüntülenme
Uluslararası Hukukta Özel Askeri Şirketlerin Durumu

Max Weber’in devletliğin temel şartı olarak saydığı “şiddet tekeli” tüm diğer uluslararası hukuk kavramları gibi daha liberal şekilde yorumlanmaya başlanması savaş meydanlarında yeni bir aktörün doğmasına sebep olmuştur. Askeri şirketler veya askeri yükleniciler olarak adlandırılan bu yapılar, Orta-Çağ Avrupa’sının paralı şovalyeleri gibi kılıcını kendisini finanse eden lordun hizmetine sunup onun amaçları doğrultusunda mücadele etmektedir. Özel askeri şirketlerin ortaya çıkması birçok etik tartışma ile beraber hukuki ihtilafı da beraberinde getirmiştir.

Genel Anlamda Askeri Şirketler

Modern devletin temellerinden kabul edilen şiddet tekeli devlet kavramının liberalleşmesi ve özel teşebbüsün ekonomide temel olması ile gevşetilmeye başlanmış ve orduların tamamen olmasa da bir kısım fonksyonlarının paralı ordu niteliğindeki askeri şirketlere devredilmesi sonucunu yaratmıştır.

Genel anlamda ülkelerin düzenli orduları var olmaya devam etse de, askeri şirketler çoğunlukla savaş alanlarında yan görevlerin üstlenilmesinden zorlu görevlerin ifasına kadar çeşitli alanlarda alt yüklenici görevi görmüştür. Askeri şirketlerin en yoğun kullanımı, Amerika’nın Irak müdahalesini takiben başlayan askeri işgal döneminde Amerikan Ordusunun petrol kuyularının, boru hatlarının, Amerikan Konsolosluklarının, çeşitli lojistik ve sivil merkezlerin korunması gibi yan yükümlülüklerin başta ünlü Blackwater USA şirketi olmak üzere bir takım askeri güvenlik şirketlerine devretmesi ile olmuştur.

Lakin Black Water şirketi başta olmak üzere bu askeri şirketlerin işveren devletlerin sorumluluklarını da beraberinde getirmiştir. Black Water şirketinin sivillere yönelik eylemleri ve sonrasında Black Water şirketine tevdii edilmiş silahların “kayıp” diye rapor edilip PKK terör örgütünün envanterinden çıkması gibi skandallar Amerika Birleşik Devletleri’nin dış ilişkilerini zora sokmuştur.

Savaş meydanlarında çatışma görevinden ziyade özellikle düzensiz orduların veya isyancı birliklerin eğitimi gibi görevlere de paravan olarak kullanılan özel askeri şirketler 21.yy’ın vekalet savaşlarında yeni aktörler olarak çeşitli devletlerce talep edilmeye başlanmıştır.

Türkiye’de de Arap Baharı’ndan hemen sonra ortaya çıkan yeni ılımlı rejimlerin ve rejim karşıtı güçlerin birliklerini eğitmek amacıyla kurulan SADAT da Türkiye merkezli bir askeri şirket olarak dünyadaki aktif askeri şirketler arasında yerini almıştır.

Askeri Şirketlerin Hukuki Statüsü

Askeri şirketler hakkında doğrudan bir hukuki düzenleme olmasa da paralı askerlerin hukuki statüsüne tabii oldukları aşikârdır. 2007 yılında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu, özel askeri şirketlerin “paralı askerliğin bir çeşidi” olarak tanımlayıp Cenevre Konvansiyonu’nun ana hatları uyarınca “yasadışı muharip unsur” olarak tanımlamış ve savaş meydanlarında kullanımını yasaklamıştır. Buna rağmen Amerika Birleşik Devletleri, Birleşmiş Milletler’in rapor olarak yayınlanan bu kararını tanımadığını ilan etmiştir.

Ancak Birleşmiş Milletler de barış gücü görevlerinde özel askeri şirketleri alt yüklenici gibi muharip olmayan görevlerde kullanmakla bir şekilde özel askeri şirketlerin tesis koruma, cephe gerisi hizmetler gibi alanlarda hizmet verebilmesinin hukuken bir engel teşkil etmediğini fiili uygulamayla ortaya koymuştur.

Uluslararası hukuk, paralı askerler hakkında ilk olarak düzenlemeyi Cenevre Konvansiyonu’nun I numaralı ek protokolünün 47.maddesinde düzenlemiştir. Esir askerlerin haklarını belirlemek için toplanan konferansta paralı askerlerin tanımı yapılarak esir haklarından mahrum bırakılmalarına karar verilmiştir.

Cenevre Konvansiyonunun I.Ek Protokolünün 47.maddesine göre paralı askerler;

(a) Yurtiçinde veya yurt dışında, silahlı bir çatışmada savaşmak üzere işe alınmış,

(b) Savaşlarda doğrudan yer almış olan,

(c) Özellikle maddi kazanç arzusu ile savaşlarda yer almak istemiş olan ve aslında, çatışmaya dahil olan bir tarafça ya da taraf adına, söz konusu tarafın, silahlı kuvvetlerindeki benzer rütbe ve işlevler için savaşçılara ön gördüğü veya ödediği miktarın üstünde maddi ücret alacağı vaat edilen,

(d) Hem çatışma taraflarından birinin vatandaşı olmayan hem de bir çatışma tarafınca kontrol edilen topraklar üzerinde ikamet etmeyen,

(e) Bir çatışma tarafının silahlı kuvvetlerine mensup olmayan,

(f) Çatışma taraflarından olmayan bir devlet tarafından bu devletin silahlı kuvvetlerinin bir mensubu olarak resmi görevle gönderilmemiş olanlardır.

Askeri Şirketlerin Eylemlerinden Devletlerin Sorumluluğu

Devletler hukukunun temel kaynakları olan hukukun temel ilkelerinden yola çıkacak olursak, özel hukuk ilişkisi yönünden devlet ile özel askeri şirket arasında taşeron ilişki ile işçi-işveren ilişkisi çeşitli elementlerinin bir araya gelmesi ile karma bir hukuki ilişki olduğu söylenebilir. Her halükarda “işverenin işçinin eylemlerinden sorumluluğu” ile “taşeronun eylemlerinden üst-işverenin sorumluluğu” kavramları ele alınınca devletin özel askeri şirketlerin her türlü eyleminden sorumlu olduğunu söylemek çok da zor değil.

Askeri şirketlere ilişkin ilk belge, 1989 yılında imzalanan Birleşmiş Milletler Paralı Askerler Konvansiyonu’dur. Bu sözleşme açıkça özel askeri şirketlerin kullanımını yasaklamaktadır. Bu sözleşme 2017 yılı itibariyle 35 devlet tarafından tasdik edilmiştir. Ancak kanaatimizce BM Güvenlik Konseyi üyelerinin tümü dahil olmak üzere büyük ordulara sahip devletlerce imzalanmaması sebebiyle bir teamülün varlığından bahsetmek güçtür.

Doktrin, paralı askerlere Cenevre Konvansiyonu’ndaki “gayri nizami kuvvetlere” (veya paramiliter) ilişkin hükümleri kıyasen uygulamaktan yanadır. Buna göre, gayrinizami kuvvetler ancak adına çarpıştığı devlete bağlı bir “sorumlu komuta kademesine” bağlı olduğu sürece meşrudur. Bu husus devletleri kullandığı gayrinizami kuvvetlerin eylemlerinden sorumlu tutmak açısından önemli bir kriterdir. Buradan yola çıkan doktrin görüşü, askeri şirketlerin işveren devletin askeri hiyerarşik yapısı içindeki statüsüne bağlı olarak savaş kurallarına tabi olduğunu ve bu yapıların da savaş meydanlarında meşru olarak kullanılabileceğini ileri sürmektedir.

Ancak her zaman “de jure” bir hiyerarşik yapı içinde bulunmayan gayrinizami birliklerin veya paralı şirketlerin de fiilen (de facto) şekilde en az hukuki ilişki varmışçasına bir devletle ilişkisi olduğu sonucuna varılırsa bu kişilerin eylemlerinden de yine devletlerin sorumlu tutulabileceği sonucuna ulaşmıştır. Bu konuda Eski Yugoslavya Savaş Mahkemeleri’nin kararı sabittir. Bu sorumluluk sadece cezai sorumluluk olmayıp aynı zamanda doğrudan veya dolaylı saldırı olarak devletlerin hukuksal sorumluluklarını da kapsamaktadır.

Örneğin Nikaragua Davası’nda Amerika Birleşik Devletleri’nin adeta resmi bir bağ varmışçasına Nikaragua’daki kontra-gerilla güçleri silahlandırıp eğitmesinin yansıra istihbarat örgütlerinin vasıtasıyla savaş stratejilerine karar vermesi ile adeta bir emir-komuta ilişkisinin açığa çıkması Amerika Birleşik Devletleri’nin Nikaragua’ya bir “dolaylı saldırıda” bulunduğu sonucunu ortaya çıkarmıştır.

Buradan hareketle, askeri şirketlerin de işveren devlet tarafından bir amacı gerçekleştirmek üzere istihdam edilmesi, bu şirketin gerek cezai gerekse uluslararası sorumluluğunun işveren devlete tahmilini gerektirir. Kaldı ki askeri şirketlerin birer “şirket” olmasından ötürü sıradan paramiliter yapılara göre oldukça sert ve katı bir organizasyon şeması olması ve işveren devlete sorumluluk yükleme açısından daha geniş bir alan yaratmaktadır.

Bu kapsamda yine doktrinde paramiliter, gönüllü kuvvet ve askeri şirket arasındaki ayrıma dikkat çekilip paramiliter yapılardan farklı olarak profesyonel anlamda asker olup yaptığı iş için bir devletten destek alsa da ideal için savaşan askerleri paralı asker olarak değil gönüllü kuvvet olarak değerlendirilmektedir. Örnek vermek gerekirse İspanyol İç Savaşında milliyetçi güçlerin yanında savaşan Alman ve İtalyan askerleri (bkz. Legion Condor) paralı askerdense gönüllü olarak sınıflandırılmaktadır.

Rus Özel Askeri Şirketleri

Dünya siyasetinde güç sahibi ülkeler çoğu zaman vekil güçler aracılığıyla sıcak savaşlara iştirak etmektedir. Kimi zaman gönüllü gruplar olan bu vekil güçler kimi zaman da paralı askeri şirketler olmaktadır. Hal böyle iken BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinden Rusya, her iki şekilde de vekil güçlerden yararlanmaktadır.

Rusya’nın askeri şirketlerden savaş sahasında yararlanması ilk olarak Suriye İç Savaşı’na müdahale ile başlamıştır. Şam rejimi yanında savaşa müdahil olan Rusya, gerek rejim karşıtı isyancılar gerekse IŞİD gibi terör örgütleri ile mücadele sahasına askeri şirketleri sıkça sürmüştür.

Rusya’nın savaşlarda yararlandığı askeri şirket ekseriyetle Rusya dışında bir ülkenin ticaret siciline kayıtlı faaliyet göstermektedir. Ukrayna’da ve Suriye’de faaliyet gösteren şirketlerden Wagner Grubu adlı Arjantin merkezli bir şirketken, Slavonic Corps adlı şirket Hong Kong merkezlidir. Bir başka askeri şirket olan ve Türki halklardan paralı asker devşirme amacıyla kurulan logosunda Timur’un bayrağı olan Turan adlı askeri şirketin ise merkezinin Kırgızistan’da olduğu tahmin edilmekte olup bu konuda net bir bilgi bulunmamaktadır.

Her ne kadar Amerika Birleşik Devletleri’nin hizmet aldığı şirketler hür teşebbüs sonucunda ortaya çıkan yapılar olsa da Rusya’nın hizmet aldığı şirketlerin birçoğunun bağlantısı şaibelidir. Bu şirket de çok özel olarak ideolojik saiklerle dizayn edilmiş olup hepsinin nihai amacı sadece Rusya ile çalışmalarıdır.

Slavonic Corps ve Wagner; Sırbistan başta olmak üzere eski Yugoslav coğrafyasından, Belarus, Almanya, Macaristan, Romanya, İspanya gibi ülkelerden Neo-Nazi grupları paralı asker olarak istihdam etmiştir. Sadece aşırı sağ değil, aşırı sol üzerinde de etkide bulunan Rusya, özellikle çeşitli ülkede aşırı solcu/komünist gençleri Donbass Devrimi için savaşmaya Wagner’e İspanya’dan aşırı sol katılımı olmuştur.

Her ne kadar Rusya, bu şirketlerin kendi ülkesinde irtibat büroları açmasına ve savaşçı devşirmesine göz yumsa da Rus Ceza Yasaları paralı savaşçı olmayı 15 yıl hapis cezasına bağlamış ve savaş tamamlanmadan ülkelerine dönen savaşçıları havaalanında gözaltına almakta ve akabinde tutuklu yargılamaktadır.

Askeri şirketleri Ukrayna’da yürüttüğü vekâlet savaşında yoğun olarak kullanan Rusya, çoğu zaman ayrılıkçı saflarda savaşacak gönüllü milliyetçi devşiremediğinden askeri şirketleri Ukrayna’da bir takım görevleri yerine getirmeye teşvik etmiştir.

Wagner son yıllarda Suriye ve Ukrayna dışında çeşitli Afrika ülkelerinde de faaliyet göstermeye başlamıştır. Özellikle Orta-Afrika Cumhuriyeti’ndeki geniş Rus nüfuzuna binaen bu ülkeyi Afrika’daki merkez şeklinde benimseyerek çeşitli ülkelerde faaliyetlere başlamışlardır. Bu faaliyetlerin tanımı ve kapsamı ise tam olarak bilinmemektedir.

Askeri Şirkete İşgal Görevi

Teorik olarak özel askeri şirketler sadece cephe gerisi hizmetlerde istihdam edilebilecekken Rusya’nın Ukrayna’ya ilk saldırısında özel askeri şirkete bir işgal görevi verilmiştir. 2014 yılında Euromaidan protestoları ve takip eden rejim değişikliği neticesinde Kırım’da başlayan “Rusya yanlısı aktiviteler” neticesinde Ukrayna Merkez Başsavcılığının başlattığı soruşturma neticesinde kamuoyunda “küçük yeşil adam” olarak adlandırılan askerlerin özel askeri şirketlere bağlı paralı askerler olduğu mütalaasında bulunmuştur.

Küçük Yeşil Adamlar, yaklaşık 500 kişiden ibaret olup Kırım’da ayrılıkçı seslerin yükseldiği bir anda yarımadada belirerek havaalanlarını ve devlet binalarını ele geçiren ve Kırım’daki Ukrayna askeri üslerini kuşatmaya alan “Rus askeri” olduğu iddia edilen gruplara kamuoyunun verdiği isimdi. Öyle görülüyor ki, Ukrayna Savcılığı’nın iddiaları doğru kabul edilirse Rusya Federasyonu bir askeri şirkete işgal ve ilhak görevi yüklemiştir. Bu durum şüphesiz ki askeri şirketlerin tarihi açısından da oldukça önemlidir. Zira ilk kez bir askeri şirket “yan yükümlülüklerden” ziyade bir ülkeyi işgalde ana güç olarak kullanılmıştır.

Rusya’nın Ukrayna’yı tümden işgal girişiminde Rus Ordusu’nun beklenen başarıyı gösterememesi ve kayıpların artması sonucunda Wagner sahaya sürülmüş ve cephe gerisi hizmetten ziyade ön cephede tamamen muharip güç olarak kullanılmıştır. Haziran 2023’deki Wagner isyanına kadar bağımsız bir askeri şirket olarak sahada hareket eden Wagner isyan sonucunda tasfiye edilerek Rusya Ulusal Muhafızları’na bağlanmıştır.

Ukrayna ise ayrılıkçı faaliyetlerin başladığı ilk günlerinde kurulan Azov Tümeni’ni uzun uğraşlar sonucunda Ukrayna Bölgesel Savunma Kuvvetleri Komutanlığı’nın bir parçası yaparak düzenli ordunun bir parçası haline getirmiştir. Rusya’nın geniş çaplı işgal hamlesiyle ile dünya çapından paralı asker çağrısı yapan Ukrayna ise ülkesinde istihdam ettiği paralı askerleri bir şirket üzerinden değil, düzenli ordunun Bölgesel Savunma Kuvvetleri Komutanlığına bağlı birlikler içinde görevlendirmiştir.

SONUÇ

Uluslararası Hukukta tartışmalı ve yeni bir kavram olan askeri şirketlerin kullanımı kimi zaman insan haklarına ilişkin tartışmaları beraberinde getirirken kimi zaman da uluslararası hukukun temel kuvvet kullanımı ve silahlı saldırı hükümlerine ilişkin tartışmaları yaratmaktadır.

Bugüne kadar Amerikan Ordusu’nu taşeronu olarak çatışma sahasında yan yükümlülükleri üstlenen Black Water şirketinin işlediği insan hakları ihlallerine ilişkin tartışılmaktaydı. Tamamen özel bir teşebbüsün sonucu olarak ortaya çıkan ve Amerikan Ordusu ile resmi hukuki bağını gizlemeyen Black Water ve benzeri şirketlerin ortaya çıkardığı konsept bugün Rusya tarafından vekalet savaşlarına enstrüman haline getirilmiştir.

Bir bakıma Rusya’nın temsil ettiği “Devlet Kapitalizmi” sisteminin de askeri sahaya yansıması olarak Rusya bağlantılı askeri şirketlerin tamamı Rus devletinin örtülü desteği ile Rus devletinin yurtdışı misyonlarını gerçekleştirmek amacıyla kurulmuştur. “New Rules or No Rules” anlayışı ile uluslararası sisteme meydan okuyan Rusya, uluslararası sistemin meyvesi olan birçok alanı istismar edip kendi doğrultusunda kullandığı üzere askeri şirketleri de Ukrayna ve Suriye’deki savaşlara dahil ederek batıyı kendi silahı ile vurmaktadır.

Modern Çağ’daki sürekli düzenli ordudan önce Orta-Çağ’daki savaşların ana güçleri olan paralı şövalyelerin torunları olan askeri şirketlerin statüsü daha çok tartışılacak hatta yeni düzenlemeler yapılacaktır. Ancak her zaman işveren devletin yapısını da şirket bünyesinde ister istemez yansıtacaklardır.

Wagner
Emir Abbas GÜRBÜZ
Kurucu Direktör ve Yazar

İlgili Yazılar

Türk Ordusu Reform Önerisi: Jandarmanın Kaldırılması ve Redif Teşkilatının Yeniden Kurulması

Türk Ordusu Reform Önerisi: Jandarmanın Kaldırılması ve Redif Teşkilatının Yeniden Kurulması

Emir Abbas GÜRBÜZ
Men Dakka Dukka: Fırat’ın Doğusunda İflas ve Suriye’de Yeni Dönem

Men Dakka Dukka: Fırat’ın Doğusunda İflas ve Suriye’de Yeni Dönem

B. Sarper BAYRAMOĞLU